Fislistin Sensin
Almanyada, Polonyada bulunan yahudiler almanlar tarafından çeşitli işkence ile katledildi ve o diyarlardan çeşitli yollar ile sürüldü. Onlar gitmek istemesede sürülecekti kaldıkları diyarlardan. Bu kavim Kur’an-ı kerimde adı çokça geçen lanetli kavimdi. Hz Musa aleyhisselam’a vermiş oldukları sözlerden defalarca dönmüş, sözünde durmayan adeta dünyadaki ateşperesliğin sembolüydü. Dünyaperest ve gücü putlaştıran bir topluluktu. Zaman degişsede onlar hiç degişmedi, zira bugün Filistinde olanlar onlara göre çok normal bir eylemdi.
Bu kavim vaad edilmiş toprakları yeniden aramaya başladı ve sonunda Kudüse yavaş yavaş bilinçli bir şekilde yerleştirildi ingilizlerin yardımıyla. Zamanla gücü ellerine alıp Filistini ortadan kaldırma çabalarına girişildi. Onlar zaten gelişlerinin amacını mutlaka yerine getirecekti. Arap yarım adasında arapların ortak güç olmayışı ve ingilizlerin işbirliği ile osmanlının yıkılmasıyla zayıf düşmüş ülke, kendini bile savunamıyordu siyonist güçlere karşı. Zaten ülkenin en verimli tarım bölgeleri çoktan ele geçirmişti siyonist güçler tarafından. Avrupa her seferinde kurulmakta olan bu yeni ülkeyi desteklemiş hatta çoğu gıda ürünlerini bu ülkeden ihraç eder olmuştu. Arada kalan Filistin, parçalanan Filistin güçsüz ve zayıf düşmüştü. İsrail ise günden güne büyüyüp güçlendi.
İsrailin güç kazanmasındaki en önemli etken ticaretti. Ticarete yön veren insanlar her ülkede yahudilerdir. Müslüman anlayışından çok uzak bu insanlar ticaretlerinde hak ve hukuğu ayakta tutmadığı gibi bulundukları bölgelerde stratejik noktaları işgal ediyorlar. Büyük karlar sağlıyor ve sermayeyi kontrollerinde tutuyorlardı. Şuan bile değişmeyen tek gerçek budur. Kendi aralarında faiz almasalar da, yahudiler dışındaki insanlardan, topluluklardan faiz alıp onları çökertmek istiyorlardı. Son zamanlarda ticaretleri kendi bölgelerini geçtiği gibi artık çevre ülkelerde de ticarethane sahibi oldular. Dünyaya hüküm eden bir gelir elde ettiler.
Bizim ülkemiz silahlarla işgal altında olmasa da ekonomik alanda kuşatılmış vaziyette. İsraili açıkça destekleyen kurum ve kuruluşların çoğu gözleri üzerlerine çekmekte. Peki israiloğulları gelip Türkiyede ticarî anlamda kapsamlı bir rol oynar iken bizim insanlarımız ne yapmakta? Kardeş katili olan İsraili yaptıkları alışveriş ile desteklemektedir. Bu durum “inanıyorum” diyen bir insanın yapmayacağı birşey iken, neden ülkemde İsrail bu denli önemli bir yer kapsayabiliyor? Dünyaya hakim olma peşinde olan yahudi, başka bir ırkı ve dini benimsimeyen bir toplulukl ile dost olabilirmiyiz? Dillerinde ve tahrip edilmiş kitaplarında bizzat üstün ırk olarak ifade edilen israiloğullarına; “Siz lanetlenmiş bir kavimsiniz, sizinle dost olamayız. Ne sizi nede sizin ürünlerinizi destekliyoruz” demek bu kadar zormu? “Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez. ” âyeti var iken, Rabbimiz israiloğullarına azap edeceğini ifade ederken, ne cürretle bizler onlarla dost olabiliriz? Yoksa peygamber efendimizin (s.a.v.) “İnsan samimi dostunun dini üzeredir. Öyleyse sizden herbiriniz, kimleri dost edindiğine baksın.” (Ebû Davûd, Tirmizi) hadisini mi unuttuk ?
İlim gücüne ve teknolojisine güvenen, ölüm kusan silahları üreten ey gaflet içindeki ülke! Bil ki hiçbir güç, hiçbir teknoloji Allah (c.c.) hazretlerinin gücüne meydan okuyamaz. Er veya geç yaptığının karşılığını fazlası ile bulacaksın. Hiçbir mazlum yoktur ki gözyaşları toprağa karışır iken feryatları göğe ulaşmasın. Rab sabredenlerin en hayırlısıdır! Ölenlerin, şehid düşenlerin, gazi kalanların ülkesinde, kutsal bölge Kudüste mutlaka birgün sizin cezanız verilecektir. “Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla.Şüphesiz biz öcümüzü alırız” (Duhan sûresi, 16. âyet) âyetiyle bir nebze de olsa yüreğime su serpiliyor.
Kutsal emanetler, kutsal diyarlar kan içinde. Nerede insanlık, nerede hayatın kutsallığı? Kayıplara karışan her müslüman ile bir canı değil, insanlığı yitiriyoruz. Suç mu sayılır oldu müslüman olmak peygamber şehirlerinde? Evet, bir insanlık dırmağıdır Filistinde bugün yaşanan ve yaşanmakta olan olaylar. Kendi ülkesinde esir olmaktır Filistinde müslüman olmak. Suçu bilen yok ama cezası belli; vahşi ölüm. Siyonist düşüncenin hakim olduğu, sonradan gasp ve ihlal ile kurulmuş bir ülkedir İsrail. Avrupanın bilerek ve isteyerek kendi başlarından attıkları lanetli kavmi müslümanlara musallat etmesidir İsrail.
Bizler gidene ağıt yakmaktan başka ne yapıyoruz? Hiç birşey. “İnsani yardım” adı verilen maddî yardımdan başka hiç birşey. Yara açıldıktan sonra vücudu sarmak ne kadar acısını dindirir mahsun, mazlum insanların? Yaralıların feryadı dünyayı sarar iken, habersizce eğlenmekte gönüllerimiz. Teskin edilmesi gereken öksüzler, yetimler ağlar iken, dünyaya kitlenmiş beşer. Utanmak bile yakışmıyor bize. Dünyaya haddinden çok değer verip ahireti unutmuşuz sanki. Ahirette cennetin önüne barikat kuracak Filistinli müslümanlar, nasıl geçecek bu kadar müslüman? Nasıl yüzümüz olacak “Bize neden el uzatmadınız?” dediklerinde. Rabbimiz bu dünyaya bizleri niçin göndermişse, bizlerin bu yükümlülükleri yerine getirmek gibi bir mecburiyetimiz var. Bizlere bu emirleri veren herhangi bir şahıs değil, yüce Rabbimizdir! “Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah bunutevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır. “ (Tevbe sûresi, 111. âyet)
O kadar çağrıların yapıldığı, kardeşlik türkülerinin okunduğu güzel ülkem soruyorum; neden İsrail malları sürekli tüketiliyor? Bir ikilem içinde kalıyorum. “Nerede kaldı müslümanlık şuuru” diyip, dünyadan bir Filistinli olarak ayrılmak istiyorum. “Herşeyin aslına döneceği o günde nasıl hesap vereceğim?” diye derin düşüncelere dalıyorum. “Müslüman müslüman’ın kardeşidir” sözünü hatırladıkça, kardeşim öldürülürken nasıl sessiz kalabildiğimi düşünmekteyim. Acıya duyarsızlasmışsak eğer, yazıklar olsun bizlere! Gördüğümüz sahneler belki birbirine benziyor olabilir, fakat her alınan can ayrı bir acıyı yaşatıyor ve yaşatmalı bizlere. Can bu, bir hayvan’ın ölümüne bile üzülürken nasıl olur da insan ölümlerine alışırız? Bizim değerimiz bu kadar mı? Yüreği yanmayan bir insan’ın ete bürünmüş bir iskeletten ne farkı var?
“Müslüman müslümanın kardeşidir” düsturunu yaşayamıyorum. İçten içe Müslümanlar yalnızlığa itilirken, soruna çözüm bulamadığım bir yana buradaki kıyımada sessiz kalıyorum. Müslüman sadece ibadet eden, başı secdede olan kul değildir. “Demek ki aşmamız gereken sorunlarımız var” diyorum. “Onlar da hak etmişlerdi bu sonu” diyenleri duyuyorum. Sonra “Hayır, hayır” diyip feryat ediyorum. Yere düşen her Muhammedde, Alide, Ahmedde ben vuruluyorum. Cesetleri parça parça olmuş bebekleri düşündükçe parçalarıma bölünüyorum; toplanmaz, bir araya getirilemeyen bir yapboz oluyorum. Bu yapboz’un bir parçası olan, ümmetin bir parçası olan Filistin kanamakta, git gide bitkin düşmekte. Yeter artık duyarsız kaldığımız. Yeter artık özgür Kudüsü görmek istiyorum!
Bitkin halk sadece sevgiye ve ilgiye aç. Tut elinden Müslüman kardeşim bu eli olmayan, gözü fosfor bombaları ile kör edilmiş gencin. Sarıl ona gönülden, sineni aç. Şaşırma, bu insanlar hep kardeş! Müslüman olmak ibadetle yetinmekle olduğunu sanma kardeşim. Sende Filistinsin Müslüman kardeşim, sende Filistin!
Ey yetimler! Nefsimden daha çok sizi seviyorum. Her namazımda kendime değil, size dua ediyorum. Siyonist düşüncenin yapmaya çalıştığı bu zulme ortak olmamak için bilinçli bir Müslüman olmanın yolunda yürüyorum…
Aydın Doğan
SELAMÜ ALEYKÜM öncelikle derginiz hayırlara vesile olması dileğiyle….aydın kardesim eline seğlıkççdevamını bekliyoruz
emeğinize sağlık
ALLAH razı olsun..
selam ve dua ile…
rabbim yolunuzdan ayırmasın allah razı olsun hizmetinizi daim etsin
Müslüman çocuklar, Filistinli çocuklar…………………. ..
Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem.
Dili yok, kalbimin ondan ne kadar bîzarım,”
Kimisi, yetim; kimisi, öksüz; kimisi, sakat; kimisi, parmaksız; kimisi, aç; kimisi, açık; kimisinin gözü, yaşlı; kimisinin gövdesi, yanık ve yaralı; kimisi de, beyaz cennet kundaklara sarılı, öpülesi gül yüzü, al kanlar içinde…
Onların bir evleri olmadı, belki vardı ve yıkıldı. Babalarına ve annelerine doya doya bakamadılar, kardeşleriyle oynayamadılar. Şimdi neredeler? Kim bilir? Ya yıkık viran bir hastanede, çığlık çığlığa bedenlerindeki ve kalplerindeki onulmaz yaralarla beraber, kopan kol ve çıkan gözlerindeki sargılara, kırık aynalarda boş gözlerle bakıyorlar ya da Cennet-i Firdevs’te Rablerine kavuşmuşlar.
Onların suçları Allah’ın varlığına ve birliğine inanan Müslüman çocukları olmalarımı mı yoksa güçsüz, kuvvetsiz ve kudretsiz memleketlerde yaşayan, kimi ve kimseleri olmayanların çocukları olmaları mı? Şunu bilin ki ey zalimler! Evet, bu dünyada topunuzla, tüfeğinizle geçici bir süre şımararak bozgunculuk yapın. Gün gelecek, Allah’ın kudret elinden kurtulamayacaksınız. Masumların ve mazlumların kanlarından oluşan zulmet deryasında boğulacaksınız. O zaman Allah sizlere nimetlerinden soracak ve sizlerin de bu sayısız nimetlere yaptığınız sayısız nankörlükten dolayı boyunlarınız önünüze düşecek.
Onların memleketlerinde mutluluğun serin esintileri sinelere değmez. Soğuk kış sabahlarında doğan, baharın ter ü tazeliğini hiçbir zaman görmeyen, kahırlarını tek dişi kalmış canavar medenî dünyanın önünde yüreklerine gömen, zulmetin zehirli kin alevi, tenlerinde söndürülen Müslüman çocuklar, Filistinli çocuklar…………………. …..
Ey ıslak gözlerle, günahsız, küçük avuçlarını Hakk’a döndüren ve bir büyük, yüce Yaratıcısı olduğunu bilen çocuk, sana üzülme demeyi ne kadar isterdim. Heyhat!… Kolu, kanadı kırık aciz insanlar ne yapabilirler ki…
İlâhî! Hüküm Senin. Müslümanlar, taktirine ve taksimine razı. Cümle mümin topluluğunu rıza dairene al. Kafirlerin yaptıklarını Sana havale ediyoruz. Mazlumların “ahı” gökleri tuttu. Mazlumların kimi ve kimsesi Sensin. Ey Sana kalkan elleri geri çevirmeyen Allah’ımız, Sen bilirsin!… Sen bilirsin!… Amin…
RAHMAN RAZI OLSUN ÇOK GÜZELDİ
VESSELAM
Allah razi olsun emeyinize saglik.
Vealeykümselam mevlam razi olsun abilerim ablalarım ve kardeşlerim hep birlikte insallah hizmete devam
RABBİM MUVAFFAK ETSİN