işgal ve Fetih

Filistin bize Hz. Ömer’in emaneti, Selahaddin Eyyübi’nin yadigârıdır. Filistin’in her karışı bize anamızın ak sütüdür. Biz, Filistin’e bir başkası gibi bakamayız. Filistinlilere “onlar” gibi davranamayız. Biz biriz Hz.Adem nesliyiz, biz tek bir milletiz Hz.İbrahim milletiyiz, biz kardeşiz Hz.Muhammed Mustafa ümmetiyiz, Muhammedîyiz. Biz, birbirimize emanetiz.

 

. . : İŞGAL VE FETİH : . .
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ قَالُوا إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ

Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, "Biz ancak ıslah edicileriz" derler.
(Bakara, 11)

İşgal, bir yeri zorla ele geçirmek ve ele geçirilen yerde zulumle zorla hükmetmek ,
Fetih: Arapçada (İslam’a ve hükümlerine / hoşgörü ve adaletine) açmak anlamında, herkesin ilgi ve takdirini kazanarak, kahramanlıklar göstererek savaş ile bir yeri elde etmek manasındadır.
Aralarındaki fark ise birinin beşeri bir amaç ile gerçekleştirilmesi, diğerinin ise ilahi bir amaca hizmet etmesidir.

Bizim konumuzla ilgili olan kısmıda budur.

MS. 71 yılına dek, Kudüs Yahudilerin başkentiydi. Ancak o yıl Roma Orduları Yahudilere karşı büyük bir saldırı düzenlediler ve büyük bir vahşetin ardından onları bölgeden sürdüler. Yahudiler için diaspora dönemi başlarken, Kudüs ve çevresi de terkedilmiş bir toprak haline gelmiş oluyordu.
Ancak Roma İmparatorluğu’nun İmparator Konstantin döneminde Hıristiyanlığı kabul etmesinin üzerine, Kudüs yeniden ilgi odağı oldu. Hıristiyan Romalılar Kudüs’te kiliseler inşa ettiler, Yahudilerin de bölgede yerleşmesine yönelik yasakları kaldırdılar. Filistin 7. yüzyıla dek Roma (Bizans) toprağı olarak kaldı. Kısa bir süre Persler bölgeyi ellerinde tuttular, ama sonra Bizans yeniden Filistin’in hakimi oldu.

 

 

Hz.Adem ile başlayıp, Sevgilimiz Hz.Muhammed ile kemal ve olgunluğa eren İlim, merhamet ve sevgi medeniyeti İslam’ı bizlere hediye eden Sahibimiz Allah’ımız,
her fiiliyatımızda olduğu gibi "imanın zirvesi" olduğunu Habibi lisanıyla bizlere tefsir ettirdiği "CİHAD"ı da ilahi bir amaç olarak bizlere buyurur. İşte Fetih ile İşgal arasını tamamıyle ayıran çizgide budur.

Filistin tarihindeki en büyük dönüm noktası , 637 yılında bölgenin İslam orduları tarafından fethedilmesiydi. Bu fetih, asırlardır savaşlara, sürgünlere, yağma ve katliamlara sahne olan, farklı inançlar arasında sık sık el değiştiren ve değiştirdikçe de yeni vahşetler yaşayan Filistin’e, barış ve huzurun yerleşmesi anlamına geliyordu. İslam’ın hakimiyeti, Filistin’de farklı inançların bir arada yaşayabileceği bir çağın başlangıcı olmuştu.
Filistin, Sevgili Peygamberimiz’in ikinci halifesi olan Hz Ömer tarafından fethedildi. Hz Ömer’in Kudüs’e girişi, ardından buradaki farklı inançlara karşı gösterdiği sonsuz hoşgörü, olgunluk ve nezaket, başlayan güzel dönemin habercisiydi İngiliz tarihçi ve Ortadoğu uzmanı Karen Armstrong, Holy War (Kutsal Savaş) adlı kitabında, Hz Ömer’in Kudüs fethini şöyle anlatır:

"Halife Ömer Kudüs’e beyaz bir devenin üzerinde girdi, yanında ise kentin Yunan yöneticisi Başrahip Sophronius vardı Halife kendisinin öncelikle Tapınak Tepesine (yıkık olan Hz Süleyman mabedinin yerine) götürülmesini rica etti ve Hz Muhammed’in Gece Yolculuğu’nu (Mirac) yaptığı bu noktada eğildi ve dua etti Başrahip bu sahneyi korku içinde izliyordu "Son Günler"in artık yaklaştığını sanmıştı Daha sonra Halife Ömer Hıristiyan tapınaklarını görmek istedi ve tam Kutsal Mezar (Holy Sepulchre) Kilisesi’ne gittiğinde, namaz vakti geldi Başrahip kendisini kibarca namazını bu kilisede kılmaya davet etti, ama Halife Ömer bu teklifi kibarca reddetti Eğer bu kilisede namaz kılarsa, sonra bazı Müslümanların bu olayı anıtlaştırmak amacıyla buraya bir cami inşa etmek isteyebileceklerini, bunun ise Kutsal Mezar Kilisesi’nin yıkılması anlamına geleceğini izah etti Bu nedenle Halife kiliseden çıkıp biraz daha ilerdeki bir noktada namazını kıldı; nitekim bugün tam bu noktada, Kutsal Mezar Kilisesi’nin tam karşısında Halife Ömer’in adına inşa edilmiş küçük bir cami bulunmaktadır"

Tarafsız bir tarihçi olarak o günleri anlatan Karen Armstrong’ın naklettikleri Hz Ömer’in Hıristiyan cemaatin inanç özgürlüğüne ne derece önem verdiğini göstermektedir Hz Ömer bu toprakların yeni hakimi olarak pekala söz konusu kiliseyi camiye dönüştürebilirdi Fakat böyle yapmak yerine çok ince bir davranış sergilemiş, söz konusu kiliseyi camiiye dönüştürmek bir yana ileride yanlış anlaşılmalar olmasın diye namazını başka bir yerde kılma yoluna gitmiştir Hz Ömer’in bu davranışı, farklı inanca sahip bir cemaatin inanç ve ibadet özgürlüğünün mutlak anlamda korunmasının eşsiz bir örneğidir

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ لِلَّهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ ۖ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُوا ۚ اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ ۖ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

"Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın Adalet yapın O, takvaya daha yakındır Allah’tan korkup-sakının Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır"
(Maide Suresi, 8)

HZ. ÖMER’IN KUDÜS HAKKINDA VERDIGI EMANNAME

Bismillahirrahmanirrahim. Bu, Allah’ın kulu, Müminlerin Emiri Ömer b. el-Hattab’ın Ilya (Kudüs) halkına verdiği emandır. Bu emanı, canlarına, mallarına, kilise ve mabetlerine, hastalarına, sağlıklılarına ve sair halka vermiştir. Kiliseleri Müslümanlarca kullanılmayacak ve yıkılmayacaktır. Kiliseden ve arsasından, Hıristiyanların haçından ve mallarından hiçbir şey eksiltilmeyecektir. Din değiştirmeleri için baskı yapılmayacak, hiçbiri bu uğurda zorlanmayacaktır. Ilya’da onlarla birlikte hiçbir Yahudi oturmayacaktır. Ilya halkı Medain halkı gibi cizye verecektir. Buradan ayrılarak Rum’a (Bizans) ve Lusut’a (Lusus) gitmekte serbesttirler. Ayrılan kimsenin cani ve mali gideceği yere varıncaya kadar güvendedir. Şehirde kalanlar da güvendedirler. Ilya halkından mabetlerini ve haçlarını bırakıp mallarıyla birlikte Rum’a gitmek isteyenlerin canları, malları ve haçları gidecekleri yere varıncaya kadar güvencededir. Falan savaştan önce, orada oturan herhangi bir kimse de, dilerse Ilya halkı gibi cizye vermek şartıyla orada kalabilir, dilerse Rum’a da gidebilir. Allah’ın ahdi ve Resulü’nün, halifelerin ve müminlerin zimmeti, üzerlerine düsen cizyeyi verdikleri sürece burada yazıldığı şekildedir.
Halid b. Velid, Amr b. el-As, Abdurrahman b. Avf ve Muaviye b. Ebû Süfyan buna şahittir. Hicri 15. yılda kaleme alınmıştır.
(Taberî, Tarihu’l-ümem ve’l-Mülûk)

 

 

 

Kuran ahlakıyla birlikte Kudüs’e ve tüm Filistin’e "medeniyet" getiren İslam dini Filistin’de her çeşit inançtan insanın ve toplulukların asırlar boyu barış ve huzur içinde yaşamalarına olanak sağlamıştır Müslümanlar hiç kimseyi zorla İslamlaştırmaya çalışmamışlar ancak İslam’ın Hak Din olduğunu gören bazı gayrimüslimler kendi rızalarıyla İslam’ı seçmişlerdir Filistin’deki barış ve huzur, bölge Müslümanların hakimiyetinde olduğu sürece devam etmiştir Bu da aynı bölgede Kuran ahlakına uygun yaşandığında geçmiş dönemlerde olduğu gibi adaletin ve hoşgörünün sağlanabileceğine işarettir
Filistin bize Hz. Ömer’in emaneti, Selahaddin Eyyübi’nin yadigârıdır. Filistin’in her karışı bize anamızın ak sütüdür. Biz, Filistin’e bir başkası gibi bakamayız. Filistinlilere “onlar” gibi davranamayız.  Biz biriz Hz.Adem nesliyiz, biz tek bir milletiz Hz.İbrahim milletiyiz,  biz kardeşiz Hz.Muhammed Mustafa ümmetiyiz, Muhammedîyiz. Biz, birbirimize emanetiz.
Geçmişimizden alacağımız derslerle geleceğimize FETİHLER yapabilmek duasıyla…
Rabbimiz hepimize Nefs Mekke’sinden gönül Medine’sine hicreti ihsan etsin…
Selam ve dua ile
Adnan Şensoy

ilahiyatçı -yazar

 



Yorumlar (5)

 

  1. Geçmişimizden alacağımız derslerle geleceğimize FETİHLER yapabilmek duasıyla…
    Rabbimiz hepimize Nefs Mekke’sinden gönül Medine’sine hicreti ihsan etsin…

    aminn inşaALLAH emeğinize sağlık.
    selam ve dua ile…

  2. Ender TEKİN diyor ki:

    ALLAH RAZI OLSUN YÜREGİNİZE SAĞLIK FETİHLERİN EN GÜZELLERİNİ GÖRMENİZ DİLEĞİYLE SAYĞILAR

  3. ESMA diyor ki:

    Filistin bize Hz. Ömer’in emaneti, Selahaddin Eyyübi’nin yadigârıdır. Filistin’in her karışı bize anamızın ak sütüdür. Biz, Filistin’e bir başkası gibi bakamayız. Filistinlilere “onlar” gibi davranamayız. Biz biriz Hz.Adem nesliyiz, biz tek bir milletiz Hz.İbrahim milletiyiz, biz kardeşiz Hz.Muhammed Mustafa ümmetiyiz, Muhammedîyiz. Biz, birbirimize emanetiz.
    Geçmişimizden alacağımız derslerle geleceğimize FETİHLER yapabilmek duasıyla…
    Rabbimiz hepimize Nefs Mekke’sinden gönül Medine’sine hicreti ihsan etsin…

    AMİN AMİN

    RAHMAN RAZI OLSUN GÜZELDİ

  4. Aydın Doğan diyor ki:

    Gökyüzü karanlık ise rab kulları bir şeyle deniyor demektir.Geçmiş geleceğe yöne veren enbüyük araç gereçtir.Ozaman geçmişinden ders çıkaran bir millet olmak adına geleceğe daha kararlı bakmalı dosta güven düşmana korku salmalı .mevlam razı olsun abim güzel bir paylaşımdı.

  5. DadasimGardas diyor ki:

    CC:HU RAZI OLSUN COK GÜZEL BIR PAYLASIMDI….

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.